Sağlık Sağlık Ocağı Samafor Camii Samafor Mahallesi Sanayağı Sanayi Bölgesi Saray Sarımsaklı Seçimler Sel Afeti Sendika Sera Serbest Evler Seylap Evleri Sıcaklık Sıra Dükkanlar Sinemalar Sit Alanı Sivil Savunma Soğuk Hava Deposu Sozlukce Spor Kulüpleri Spor Tesisleri Soyadı Suyu Su Depoları Süt Fabrikası
Alpullu'da üç sinema var diye biliyordum: Fabrika Sineması, Havuzlu Bahçe Yaz Sineması ve Çiftlik Mahallesi Sineması. Fakat sonradan anlaşıldı ki, sinema sayısı çok daha fazla idi. Hatırladığım  ve değişik kişilerden derlediğim bazı bilgiler şöyle...

Şeker Fabrikası Sineması
Gazinonun yanında idi. O vakitler fabrikanın "Kültür Derneği" var imiş. Çalışanlar bu derneğe para verirler kültür faaliyetleri yaparlarmış. Haftada üç gün sinema oynarmış. Bir gün Teliçi dışına, bir gün Koloni Evleri mensuplarına ve bir gün de çocuklara film oynatılırmış. Kenan Gündüz ağabey  "Türiye'de ne kadar tiyatro varsa hepsini buraya getirttik" diyor. Demek ki sinemanın dışında tiyatro oyunları da sergileniyormuş. İstanbul'dan İsmail Dümbüllü ekibiyle gelip sinema salonunda "orta oyunu" oynamış. Değişik folklör ekipleri, saz ekipleri gelmişler icra-i sanat eylemişler sinema salonunda.

Fabrika sinemasının ilk yeri Küspe Kurutma Binasının (eski İspirto Fabrikası) yanındaki Küspe Anbarı Binası imiş. Teliçi'nden fabrikaya geçiş için kullanılan kapının hemen sağ tarafındaki yapı... Daha sonra, Gazino-Sinema kompleks binası yapılınca sinema makinesi küspe ambarından çıkarılıp yeni binasına taşınmış. 

Fabrikanın şimdiki sinema ve gazino binası ne zaman yapıldı? Milliyet gazetesinin 14 Ocak 1934 tarihli nüshasındaki bir haberden anladığımıza göre o yıl kararı verilmiş ve bir sonraki yıl da açılması planlanmış. Sinema ve gazinonun açılış tarihini 1935 olarak tespit edebiliriz. 

İlkokul yıllarımızda sinema çocuklara Cuma günü oynatılırdı. Öğleden sonra öğretmenimizin nezaretinde sinemaya giderdik. Bekçi kapasının önünü yığılır beklerdik. Kapıyı, belli bir saat gelince açarlardı. Sinemaya 5 dakika kalmadan bekçi kapısı açılmazdı. Sebebi, öğrencilerin Teliçi'ndeki meyvelere "dalmalarını" önlemek... Telçi'nde çok meyve ağacı vardı ve bu ağaçlar her zaman bizim iştahımızı kabartırdı. Fakat kapının son anda açılması nedeniyle meyvelere bakmaya, ağaçlara tırmanmaya fırsat bulamazdık.

Kapı açılınca yolun yukarısındaki sinemaya doğru bir koşuşturma olurdu. Öğrenciler iyi yer kapmak için pata-küt, koşarlar yarış içine girerlerdi. Ayakkabıların sesini dinlemeliydiniz...

İçerisi güzel bir yerdi. Büyükçe bir salon vardı. Sahnesinde güvez renkli kadifeden yapılmış büyük kalın perdelere sahipti. Perdeler yavaş yavaş iki yana doğru açılır ve film başlardı. Her zaman Miki Fare türü çizgi filmleri seyrederdik. Normal filmler nadir olurdu. Sevimli Köpek Goofy, Ördek Kardeş MCDonald  gibi filmler... Gülüşür, eğlenirdik. Haftanın diğer günlerinde Teliçi mensupları ile Teldışı mensuplarına gösterilen filmler farklıymış. Western filmleri, aşk ve macere filmleri oynatılırmış. Fakat küçük olduğumuzdan biz o tür fimleri seyretmedik.

Sinemanın oturakları ahşaptan yapılmış iki tarafı kolçaklı ağaç sandalyelerdi. "Sandalye" sözcüğünü kullandım ama aslında "koltuk" olarak bilinirdi. Bütünleşik olarak yapılmış, yekpare sekiz koltuk...  Kahverengi vernikle boyanmış rahat oturaklardı. Oturma yeri açılıp kapanan türdendi. O bütünleşik koltuk düzenlemesini  hep merak etmişimdir, ne oldular diye... Çünkü antika sayılabilecek özellikleri vardı. Sonra Kadri ağabey sayesinde akıbetini öğrenmiş oldum. İtfaiyenin orada bir sundurmanın altına atılmış durumdaydılar. Koltukları kesilmiş ve çürüme aşamasına geçmişti. İçimden bir seti fabrika müdüründen istemek geçti. Çünkü bizim çocukluğumuzun önemli bir hatırasıydı. Modeli, tipi, açılır kapanır oturma mekanizması özeldi ve belli bir teknolojiyi yansıtıyordu. Bir kenarda boşu boşuna yok olması insanı üzüyordu. İmalat modeli dahi marangozlara ilham verecek nitelikteydi.

Sinemanın en güzel tarafı arka taraftaki duvardan gelen bir ışık huzmesinin sahnedeki insanları hareket ettirmesiydi. Bazen geri döner ışık huzmesinin çıkış penceresine bakardık. Bu filimler nasıl oynuyor, insanlar sahnede nasıl böyle hareket ediyor diye... Şaşkınlık ve hayranlıkla izlerdik. Teknolojiye büyülenmiş gibiydik.
---
Gazino-Sinema binasında sadece sinema oynatılmıyor. Tiyatro oyunları da sahneleniyor. Erdoğan Duygan anlatıyor: Bir defasında Muammer Karaca geldi. Cibali Karakolu isimli oyunu sahneledi. O sırada Refik Sansal hastanenin diş doktoruydu. Sansal, "Muammer benim çocukluk arkadaşımdır" diyor. Muammer Bey Alpullu'ya geliyor idare amirinin odasına alıyorlar. Haber veriyorlar Refik Bey de geliyor. Beyaz ceket, papyon kravat, ayağında kırmızı ayakkabılar... "Vay Muammerciğim, nasılsın" diyor. Muammer Refik'e bakıyor... "Ne ulan Refik.. Bu ne hal, bu ne kılık" diye soruyor...
---
Kandemir Konuk'un "Ünlülerden Komik Anılar" isimli kitabından bir alıntı. Sayfa 140: "Muammer Karaca ile bir aydır turnedeyiz . Turnenin son son oyununu Alpullu Şeker Fabrikasında oynuyoruz. İkinci perdeye yeni başlamıştık. Salonun içinden doğru sahnenin dibine bir fabrika görevlisi geldi ve Muammer Karaca'ya seslendi :- Muammer Bey, sizi telefondan istiyorlar. Ben şaşkın dururken, Muammer Bey,
- Peki, geliyorum  deyip sahneden atladı ve görevliyle beraber çekti gitti. Ben öylesine şaşırmıştım ki benim bu şaşkınlığıma ve olaya seyirci kahkahalarla gülmeye başladı. Tam kahkahalar kesilmek üzereyken salonda Muammer Bey göründü . Geldi sahneye çıktı ve bana şöyle dedi : - Yengen balık almış oyalanmayın hemen gelin , diyor. Ben yeniden çok şaşırdım. Seyirci yine kahkahayı bastı. Muammer Bey ise sanki hiçbir şey olmamış gibi oyunu sürdürdü. Ve gerçekten de oyun biter bitmez Alpullu'dan tam gaz yola çıkıp gecenin bir vaktinde Yeşilyurt'taki köşküne varıp Serap Hanımın (Muammer Karaca'nın eşi ) balık ziyafetine yetiştik."
---
Doğduğum 1955 yılında Alpullulu vatandaş şikayet ediyor: "Hani biz sınıfsız bir cemiyet idik".... Takip eden on yılda, yirmi yılda hiç bir şey değişmedi. Çünkü tohumlar yanlış atılmıştı.
---
09/01/1330
Osmanlı Donanma Cemiyeti Kadıköy Kazası
Şubesinin, Osmanlı Donanma Cemiyetine
gönderdiği; Kadıköy Alpullu Sinematiyatrosu
Müdürü Siröçkin(?) Efendinin, Donanma
Cemiyetine yapmış olduğu ianelerden dolayı,
kendisine madalya verilmesini isteyen yazılar.
----

Havuzlu Bahçe Sineması
Yazlık bir sinema idi. Ne zaman açıldığını bilmiyorum, ne kadar faaliyet gösterdiğini de... Briketten yapılmış büyük bir perdesi vardı. Günümüzde yıkılmış durumda. Bu sinemada birkaç defa film seyrettiğimi hatırlıyorum.

Sendika Sineması
Sendika binasının arka tarafında... 1976-77 yıllarında etkin olmuş. İki üç sene çalışmış daha sonra kapanmış. Bir süre açık hava düğün ve konser yeri olarak kullanılmış. Günümüzde boş bir arazi veya alan olarak duruyor. Hemen altından eski Pancarköy deresi geçiyor.

Çiftlik Mahallesi Sineması

Sinemacılar
Bizim zamanımızın meşhur sinema makinisti Aliosman beydi. Herkes ondan "Sinemacı Aliosman" diye söz ederdi. Eskileri ve sonrakileri hatırlamıyorum. Yaşlılardan öğrendiğime göre Aliosman Bey'den önce Sinemacı Mahmut varmış... Sonra fabrikanın elektirikçisi Hasan Can sinemacılık yapmış... Herhalde sayılarının daha fazla olması gerekiyor, fakat derleyebildiğim bilgiler bu kadar.








.
Sinemalar
 
alpullu sineması
alpullu sineması
alpullu sineması
alpullu sineması
alpullu sineması
alpullu sineması
alpullu sineması
alpullu sineması
alpullu sineması
alpullu sineması
alpullu sinema
alpullu çiftlik mahallesi sineması
çiftlik mahallesi sineması
A B C D E F G H ...I... K L M N O P R S Ş T U Y Z