Sağlık Sağlık Ocağı Samafor Camii Samafor Mahallesi Sanayağı Sanayi Bölgesi Saray Sarımsaklı Seçimler Sel Afeti Sendika Sera Serbest Evler Seylap Evleri Sıcaklık Sıra Dükkanlar Sinemalar Sit Alanı Sivil Savunma Soğuk Hava Deposu Sozlukce Spor Kulüpleri Spor Tesisleri Soyadı Suyu Su Depoları Süt Fabrikası
"Sera" sözcüğünden herkes farklı bir mana çıkarabilir. Bizim için Sera Teliçi'nin çiçek bahçesidir. Sera'yı orada çalışmış olması nedeniyle Olcay Erdoğmuş ile konuştum. Bana "Esas Mustafa Aydın'la konuşmalısın. O, orada 35 yıl çalıştı. Ben onun kadar bilmem. Ben uzman değilim" dedi. 

Mustafa Aydın'la konuşacaktım, fakat alabildiğim kadar bazı bilgileri kendisinden almam gerekiyordu. "Olcay ağabey, sen yine de küçük bir katkı sağlarsan memnun olurum" dedim. Anlıyordum ki yanlış bir şey söylemek ve haddini aşmak istemiyordu. Bu tavrı nedeniyle kendisine saygı duydum. Konuşması için sorularımla  kendisini teşvik ettim. Belli bir sıra olmadan, oradan, buradan konuşmaya başladık.

"Sera'ya kalorifer tesisatı sonradan döşendi. Eskiden Sera'nın kendi kazanları varmış ve elle yakıyorlarmış. Her kalorifer kazanının üzerinde sıcaklık durumunu gösteren barometresi varmış. Sıcaklığı oradan takip ederlermiş. Ormandan odun getirirler kazanda onları yakarlarmış. Kazanlar gece-gündüz devamlı yanardı.

Daha sonraki yıllarda Fabrikadan sıcak su buharı bağlandı.

Sera'nın içinde "Sempantinler" vardı. Sıcak ve soğumuş su boruları çiftli olarak gelip gidiyordu. Onlara sempantin dedik. Gelişi ve gidişi olan çiftli su boruları...

Sera, antre kısmı hariç üç bölümlüydü. Üçüncü bölüm sonradan 1980'li yıllarda  yapıldı, en sıcak bölüm orasıydı. Sıcaklığı 60 dereceye ulaşırdı. Üçüncü bölüme kaktüs çiçekleri konurdu. Zaten bu amaçla yapılmıştı. Her bölümün tepesinde kaldırmalı havalandırma penceresi vardı.  İkinci bölümde Deve Tabanı, Aslan Ağzı gibi çiçekler yerleştirilmişti. Birinci bölümde küçük bir havuz vardı ve havuzun üzerinde askılı orkide çiçekleri olurdu. Bunun çiçekleri alttan açardı. Bu bölüme havuzun yapılma nedeni Sera'ya rutubet sağlaması içindi. Giriş bölümünde Kılıç çiçekleri vardı. Sarı kenarlıklı, yeşil kenarlıklı...Boy, boy çeşitli uzunluklarda.... Birinci bölüm nispeten daha serindi, çünkü buraya civardaki çınar ağaçlarının gölgesi vururdu.

Nisan ayı geldiği zaman camların üzerine gölge yapması için sarı çamur atardık ki çiçekler yanmasın... Mart-Nisan ayları içinde çiçeklerin topraklarını değiştirirdik, gübrelerdik. Ormandan yaprak gübresi toplar onları kullanırdık. Orman gübresiyle karışan toprak havalı olurdu. Eğer çok kaba kalırsa biraz kum, biraz toprak koyardık. Saksı toprağının her sene değişmesi gerekiyor.

Sera'da veya Teliçi'nde bir dönem 85 kişi kadar insan çalışıyordu. Görev yerleri değişikti. Sadece Sera'da biz üç kişiydik. Bir tane de gece bekçisi vardı.

Özel izin alınırsa çiçek satışı yapılabiliyordu. Parası vezneye yatıyordu. Bu işlere Ziratt Müdür Muavini bakıyordu. Onlar izin veriyorlardı.

Ergene Köşkü'nün etrafında sarı-kırmızı gür ve uzun yapraklı Kana çiçekleri vardı. Sera'nın yakın çevresine de biz bakıyorduk.

Her sene çiçek tohumlarından çiçek yetiştirirdik. Afrika Menekşesi, Kral Kızı.... Karanfil... Horoz İbiği, Nur Çiçeği... Bunları kendimiz yetiştirirdik. Tohumlarını fideliyorduk. Çıktıktan sonra dağıtıyor çeşitli yerlere dikiyorduk. Büyük Köşkün karşısı boydan boya rengarenk Kral Kızı çiçekleriyle süslenmiştir. Tohum fideliklerini  ince fıskiye ile sulardık. Kırağ düşmemesi için fideliklerin üzerini gece naylonla kapatır, gündüz açardık.

Fabrikanın tüm bölümlerinin çiçek ihtiyacı Sera'dan karşılanırdı. Hastanenin çiçeklerini biz verirdik. Bu çiçekliklerin bakımı da bize aitti...

Zaman zaman okul öğrencileri Sera'yı gezmeğe gelirlerdi, fakat seyrekti. İçerisi rutubetli idi, boğucu bir havası vardı. Çocuklar içeride fazla kalamazlardı.

Sera'da 3000'e yakın çiçek vardı. Zakkum çiçeklerini dışarı çıkarıyorduk.

Sera'nın camekanı yurt dışından getirilmiş telli camlardan yapılmıştı. Sonradan yapılan üçüncü bölümün camekanı telli değildi ve bu yüzden çok daha sıcak oluyordu. Hatta ben camekanın üzerinde yürüyerek geziyordum da hiç bir şey olmuyordu. Hiç bir cam kırılmıyordu. Camlar kalın ve sağlamdı.

Bayramlarda fabrikanın çelenklerini biz hazırlardık. Sadece fabrikanın da değil... Demiryollarının, Sağlık Ocağının, Kültür Derneğinin, Şekerspor'un, Alpullu Spor'un, Babaeski Kaymakamlığının... Ormandan çam dalları toplar aralarına çiçekler serpiştirirdik.  Çelenk kime hazırlanıyorsa onun durumuna göre özel çelenkler yapardık.

Teliçi'ndeki ağaçların budamasını, bakımlarını  biz yapardık. Teliçi'nde çalışan 85 kişilik ekibe Harita Servisi personeli de dahildi. Haritacılar Pancar Bölgelerinde çalışırlar harita çıkarırlardı. Ayrıca bir takım yazışmaları yapıyorlardı.

Sera'nın suyu Büyük Köşk'ün arkasındaki depodan geliyordu.

Sera'da göğüs hizasından itibaren her yer camdı. İçeride çiçekleri hortumla sulardık.

Sera'nın civarı, Gazino'nun kenarındaki ağaçlar bülbül yuvalarıyla doluydu. Ama ne bülbül sesi vardı. Dakikalarca durup onları dinlerdiniz. O zaman karga kuşları yoktu. Bülbüller şakır şukur ötüyorlardı. Oradaki ağaçların üzerinde yuvaları vardı.

Teliçi'nde  lüküstrum veya lügüstrum denen çit bitkileri vardı. Bunlar iki cinsti. Bir cinsi dikenli ve diğeri dikensiz. Dikenli olanlar bortakal büyüklüğünde yeşil meyveler verirdi. Bu bitkileri Sarımsaklı'dan veya Türkgeldi çiftliğinden alıyorduk. Biz sadece ekimini yapıyorduk. Orada bunların fidanlığı vardı.... Orman Fidanlığı  ve hala da vardır. Teliçi'de lüküstrum açığı olan yerlere, bölgelere sürekli çit bitkisi dikerdik. Kuruyanları, tutmayanları yenilerdik. Çit bitkilerinin budanması, kesilmesi gerekir. Her sene Mayıs ayında başlar Ekim ayına kadar yavaş yavaş keserdik. Teliçi'nde her yerde çit bitkisi vardır. Büyük Köşkün oraya kadar yolun iki tarafında ve memur evlerinin çevrelerinde.... Dikenli çit bitkileri dış sınırlara ve ana caddeye bakan tel örgülerin kenarlarına dikilmiştir. Bunlar tel örgünün üst hizasından kesilir. Eğer budanmazsa büyür, çok uzar.  Gürlük bir alan haline gelir.

Teliçi'nde domates, biber ekilmezdi. Buna izin verilmezdi. Kümes hayvancılığı yapılmazdı. O vakitler Teliçi'nde başıboş köpek yoktu. Hepsi sahipliydi. Yola veya sokağa başı boş köpek bırakılmazdı.

Eskiden Teliçi'nde beş tane tırpancı vardı. İki adam da kesilen otları toplardı. O zamanlar şimdiki motorlu ot biçme araçları yoktu. Şimdilerde Teliçi'nde otlar adam boyunu buldu. Evler neredeyse ottan görülmüyor.

Fabrika Müdürü ile Ziraat Müdürü aynı blokta kalıyorlardı ve onların bahçıvanları ayrı idi. İki bahçıvan sadece onların bahçesiyle ilgileniyordu. Onların bahçesi Teliçi'nde en güzel olanıydı ve çok daha bakımlıydı. Çiçek serasına benziyordu... Müdürlerin bahçesine o bahçıvanlardan başka hiç kimse giremezdi.

Çeşitli çiçek isimleri vardı. Adlarını unuttum. Karagöz çiçeği diyorduk, bir çiçek vardı... Mine Çiçeği... Dikenli çiçek ekmezdik, hiç olmamıştır... Tek sap üzerinde tepesinde çiçek açan Hüsnü Yusuf çiçeği vardı. Çok güzel kokardı. Karanfil de güzel kokar ama bu çiçeğin kokusu bir başkaydı. Ercail menekşesi vardı...

Sarmaşıklara sıcak bakmazdık. Onları ayıklamaya çalışırdık. Ağaçlara sarılarak çok güzel bir görüntü oluşturur ama ağacın öz suyunu emerek bir süre sonra onların kurumasına neden olur. Onları zararlı bitki olarak görürdük.

Teliçi'ndeki gülleri kendimiz yetiştirirdik. Aşı yapmazdık. Çubuk diker onlardan yetiştirirdik. Gül işini her sene düzenli yapardık. Çeşit çeşit güllerimiz vardı.

Kasımpatı bizde yoktu. Onunla ilgilenmezdik."



---.

Sera

 
alpullu-sera-1
alpullu-sera-2
alpullu-sera-3
alpullu-sera-4
alpullu-sera-5
alpullu-sera-6
alpullu-sera-7
alpullu-sera-8
alpullu-sera-9
alpullu-sera-10
alpullu-sera-11
alpullu-sera-12
alpullu-sera-13
alpullu-sera-14
alpullu-sera-15
alpullu-sera-16
alpullu-sera-17
A B C D E F G H ...I... K L M N O P R S Ş T U Y Z