A B C D E F G H ...I... K L M N O P R S Ş T U Y Z
İlkokul İlk Şeker İlk Taksiler İstasyon İstihbarat Servisi İstiklal Savaşı İspirto Fabrikası İşletme Binası İtfaiye
İsimler - (Bildiklerim) 1 Medya Çalışanları 2 Sporcular 3 Askerler, Polisler 4 Öğretim Üyeleri 5 Edebiyatçılar 6 Öğretmenler 7 Fabrika Mensubu 8 Bekçiler 9 Esnaf ve Zanaatkarlar 10 Şoförler 11 Demiryolcular 12 Hamamcılar 13 Sağlık Çalışanları 14 At Arabacıları 15 Din Görevlileri 16 Kamu Çalışanı 17 Çftlik Personeli 18 Kooperatifçiler 19 Kantinciler 20 Sendikacılar 21 Belediyeciler 22 Mezarcılar 23 Çiftçiler 24 Sütçüler 25 Tavukçular 26 Arıcılar 27 Müzisyenler 28 Berberler 29 Postacılar 30 Sanatçılar 31 Mimarlar 32 Fotografçılar 33 Politik Figürler 34 Yöneticiler 35 Muhtarlar 36 İtfaiyeciler 37 Mühendisler 38. İnşaat Ustaları
İsmail Aksüt. Eserleriyle Alpullu'ya damgasını vuran bir kişi... Sağlığında komşumuz Almancı Süleyman ağabeyin yeni yaptırdığı evin kalebodurlarını döşerken kendisini tanımıştım. Titiz, dikkatli ve özenle çalışan bir ustaydı. Babam ile arkadaştılar. Babam onu, o da babamı sever, sayardı. Onun hakkında bildiklerim sadece bu kadardı.

Sonra, bir gün... Bir vesileyle kayınçosu Yüksel Yılmaz'la tanıştım, ona İsmail Usta'yı sordum. İşte anlattıkları:

"İsmail usta Alpullu'unun inşaat emektarıdır. Alpullu'da çok sayıda eseri vardır. 1970'li yıllarda Belediye binasını otel olarak o yapmıştır. Pazar yerinin betonla kaplanması, olduğu gibi ona aittir. Atatürk heykelinin renkli taştan kaidesini o yapmıştır.

Barış Parkı'nın zemininde eskiden var olan aralıklı taşları o hazırlamış, yere o döşemiştir. O taşların arasından yeşil çimenler çıkar ve uzaktan bakıldığı zaman zemin bir halı gibi gözükürdü. 1972 yılına kadar Barış Parkı'nın yeri pasaküllüktü. Daha önce ise oraya pancar siloları yapılıyordu. Barış Parkı'nın olduğu yer 1955 yılına kadar Alpullu'nun ilk spor sahası imiş. Yeni spor saası yapılınca Barış Parkı'nın bulunduğu yer terkedilmiş, boş kalmış.

Büyük çamlığın oradaki çeşmeyi İsmail Ustayla birlikte, beraber yaptık. O usta, ben kalfa...

Çiftlik Mahallesi'ndeki Rüstem Kahya'nın evini o yaptı...

İsmail usta Bulgaristan maacırı idi. Uzun hikayesi var ama kısa keseyim. Pancarköy'e amcasının çocuklarının yanına gelmiş. Bu yüzden Pancarköyl'ü diye biliniyor ama sonraki yıllarda Alpullu'ya yerleşmişti.  1989'da vefat etti. Allah rahmet etsin.... Çocuğu yoktu. Birinci karısı ölünce başka bir evlilik daha yaptı. Beni evlatlığı diye bilirler. Oysa ben onun kayınçosuyum.

Pancarköy'e gelince amcasının çocukları ona ev vermişler. Para yok, iş yok...  Onu Bulgar taş ustası yetiştirmiş. Çevresi yok, usta olduğunu bilmiyorlar. Bana bir inşaat verin... Onu güneye bakacak şekilde öyle bir yapacağım ki, ev güneşle birlikte dönecek, güneşle birlikte batacak, diyormuş. Ama maalesef tanınmadığından, bilinmediğinden.....

Şeker Camii'nin kubbesini İsmail usta yapmış. Duvarlarını başka ustalar yapmışlar ama sıra kubbeye gelince biz yapamayız demişler. Öyle olunca Fabrika müdürü kubbeyi yapması için İsmail Usta'dan yardım istemiş.  Caminin kubbesini, müdürün talebi üzerine yaptığını kendisi söyledi. Ben kendi ağzından duydum.

İsmail usta Türkiye'ye 1935 yılında gelmiş.

Yanında yetiştiği Bulgar ustası bir gün buna bir mektup yazıyor. Türkiye'de durumlar nasıl, diye soruyor. Bir harita çiziyor ve haritayı mektubun ekinde İsmail ustaya gönderiyor.

Mektupta diyormuş ki, Ben savaşta oradaydım. Bir emanet var. Onu bul, kullan. Buraya geldiğin zaman bana da bir tane getirirsin, diyor. Sigara kalınlığında altınlarmış. Önünde babu (kadın) resmi ve arkasında domuz ve yavrularından oluşan bir figür varmış.

Kırklareli'de askeriye kışlasının yanında büyük bir meşe ağacı varmış. Altınları alimünyumdan yapılan su matarasının içine doldurmuş ve o ağacın dibine gömmüş.

İsmail usta haritayı yanına alarak Pancarköy'den üç kişiyle birlikte bir kış günü, sabah beş treniyle Kırklareli'ne gitmişler. Kazma ve kürekleri bir çuvala koyup uzun paltolar giyerek yola koyulmuşlar. Üç kişiden biri köyün kahvecisiymiş. Kahveci derken..... O gün eğer biri kaaveye gelip bir fincan kahve içerse ertesi gün kahve dükkanı açık, yoksa kapalı..... İşler o kadar kesat.....

Kışlanın yanında o ağacı bulmuşlar ve kazmaya başlamışlar. Hava soğukmuş. Görünürde de bir şey yokmuş. Kahveci demiş ki, köpekler ürüyor. Üşüdük, hem de yorulduk. Yarın gelip kazmaya devam edelim. Şehre geri dönmüşler. Ertesi günü kahveci kaybolmuş. Üç gün, bir hafta, bir ay... Kahveci yok... Sonra Pancarköy'de bir söylenti dolaşmağa başlamış. İnsanlar, "kahveci İzmir'de kendisine bir ev satın almış" diye konuşuyorlarmış. Bir aydan sonra kahveci birden ortaya çıkmış. Bir kamyon tutmuş, eşyalarını yükleyerek ayrılma hazırlığı içindeymiş. Yükleme bitince İsmail ustanın yanına gitmiş. Ona "hakkını helal et" demiş ve sonra çimento kağıdına sarılı olan bir şeyi eline tutuşturmuş. Kahveci gittikten sonra İsmail usta kağıttaki nedir diye bakınca tek bir altın olduğunu görmüş. Gel zaman, git zaman... İsmail usta Kırklareli'nde dört tane bina satın almış. Aklına kahvecinin verdiği o altın gelmiş. Bu "emaneti" bozdurayım demiş. Sarrafa gitmiş. "Bende bir emanet var, buna ne verirsin" diye sormuş. Sarraf altını görünce gözleri fal taşı gibi açılmış. "Bu dükkandaki malların hepsi 7500 lira eder. Senin altın bundan daha değerli. Sana ancak bu kadar verebilirim" demiş. İsmail usta parayı almış dört bin lirasını Kırklareli'deki evler için kullanmış. Oradan artan parayla da Çiftlik Mahallesindeki o evi yapmış. Bütün bunları bana kendisi anlattı."

Yüksel Yılmaz. İsmail ustanın kayınçosu. İnşaat ve ev ustası. Tamir, bakım, onarım, sıfırdan ev yapımı... Alpullu'nun kumcusu... Derdi olanın imdadına yetişen Hızır Reis...  

Sadi usta. Bahçemizdeki çeşmeyi yaptı, evin önündeki betonları döktü. Set duvarlarını, bahçedeki tuvaleti o yaptı.

Oduncu şükrü.

Muşlu Sadrettin Usta.

Ercan Usta.










.

İnşaat Ustaları